Bir önceki yazımda bahsetmiştim, iş arıyorsanız tatile çıkmadan önce iki kere düşünmeniz gerekir. Hele olumlu gelişen bir başvurunuz varsa, sevgilisinden telefon bekleyen aşıklar gibi hayattaki tek derdiniz gelecek aramayı kaçırmamak haline gelir. Benim direncim, ikinci görüşmeden sonra bir hafta aranmayınca terk edildiğimi hissettiğim anda kırıldı.
Ama henüz idrak edemediğim şey, iş aramanın aslında durakta otobüs beklemek gibi birşey olduğuydu.

Bu fotoğrafı, yaz tatilimin ilk ve son gününde, eve dönmek üzere olduğumu öğrenmemden bir süre önce çektim. Kulağımda "Dark Side of the Moon", önümde "2001: A Space Odyssey". Dünyayı sevsem de çook uzaktaydım ve olduğum yer tarif edemeyeceğim kadar güzeldi... Telefon geldiğinde "money" şarkısı'nın çalıyor olması, uzaklaştığım dünyanın bir intikamı gibiydi. Telefon görüşmesinden sonra dönüş biletimi ayarlayıp kitabın başına döndüm ama artık gerçek dünya'ya çivilenmiştim.
Bavulumu toplarken dank etti... Ne zaman otobüs beklesem gelmesi için bir sigara yakarım. Dumanla haberleşme ustası IETT hemen uygun otobüsü durağa ışınlar, sigara yarısına gelmeden biner giderim. İş dünyasının da sanırım benzer bir algılayıcısı var, on gün beklettikten sonra, en uygunsuz anınızda aramaya karar veriyorlar. Tesadüf mü? O pazartesi birisi daha telefon, birisi e-posta yoluyla, iki iş haberi daha aldım. Birbirinden habersiz üç şirketin böyle bir günü seçmesine ben tesadüf diyemiyorum.
İş/otobüs benzerliğinde birkaç ortak nokta daha var.
Varmak istediğiniz hedefe giden otobüsleri durakta beklemeye başlarsınız ve;
bazıları dolu geçer,
bazıları pek döküntü olduğu için burun kıvırırsınız,
aklınıza duraktaki büfenden almanız gereken birşey geldiği anda
ya da
sigaranızı yaktığınızda otobüs beliriverir.
Ben bu ilişkiyi daha önce kurabilseydim, Uludağ'a falan gidip altı ay önce de iş bulabilirdim herhalde...
P.S. Blog'um "how I met your mother" türevi "how I met my boss" tadında olmaya başladı. 100 bölüm yazamam sanırım ama bir ara tatil dönüşü yaptığım görüşmeyi de anlatmam lazım.
"It is LEGEN... wait for it... DARY!"
Sevgilerimle
Gökhan


